İsimsiz kahramandan isimsiz bir yazı..

-Bu hal de ne? -…?

-Açlığın zirvesindeyim,

-Kaybolmuşluğun dibinde..

-Varlık hiçbirşey ifade etmiyor aslında; var olmaya çalıştıkça..

-Kazandığımızı zannettikçe kaybediyoruz.. kaybettiğimizi görünce kazanmaya başlıyoruz..

-Hiçlikte var oluyoruz; varlık dünyasında öldükçe..

-Ve yazmak yalnız; varlığın ölümüne şahitlik etmek üzre var.

slm ile..

Azize’den..

BUNALIM DEVRİ 2000(‘)ler…

(başlığını büyük harfle yazacaksan hepsini öyle yaz..)

Herkes kendi içinde koca bir dünya. İnsanlar hep bir telaş içinde. En küçüğümüzün bile koca bir dünyası ve kendinden büyük sorunları var. Hep dertliyiz,sorunluyuz. Hiç mutlu olamıyoruz. Strese bağlı bir hayat yaşayışı almış yürümüş. Bütün hastalıkların temelini stres oluşturmuş. Ağzımızdan “af” yerine “of”lar dökülür olmuş artık… Neden böyle oldu?Niye artık birbirimize tahammüllerimizin raddesi azaldı. Her şeyden bunalır,sıkılır olduk. Dünya denen girdap bizi sona doğru çekmekte. Etrafımız gaflet hortumları ile çevrelenmiş. Biz ise girdaba teslim,çırpınmadan duruyoruz. Elimizi uzatıp yardım dilesek muhakkak gelecek büyük yardımlar. Yok, ona bile gücümüz yok. Karanlığın içine sıkışıp kalmışız. Aydınlık bir sabaha ihtiyacımız var. Yenilenmeye, tazelenmeye, sirkelenmeye ihtiyacımız var.  Aslında bizim (S)sultanın önüne diz çöküp sağlam bir tevbeye ihtiyacımız var…

                                                                                                                                                                                                        A.K.S

 

Not:Tebrikler.. Hem içerik ve düzenleme için hem de uzuuuun bir ardan sonra ilk yazı gönderen kişi olduğun için.. Açıkçası daha kapsamlı bir yazı bekliyordum ama bu da gayet güzel. İfadelerin ve düzenlemen hoşuma gitti. Noktalar ve virgüllerin ardından bir boşluk bırakmayı unutma.. Onları senin yerine ben yaptım :D

Evet.. Orijinalizbiz yeniden harekete geçiyor gibi.. :D

Azize’den..

Hayal mi? Dua mı? (Başlığı soru işaretiyle bölme)

Hayal etmek.. insan hayalleriyle mi yaşar? Herkez(s) öyle söylüyor. “Ne kadar hayal edersen o kadar olur” diye. (“)Yapmak istediğini hayal et, düşün ve o kendiliğinden olur” diyorlar. Acaba doğru mu söylüyorlar?

   Geçen sene içimi döktüğüm, beni en iyi tanıyan dert ortağımı okumaya başladım. (Geçen sene mi okumaya başladın?) Neler yazmışım neler. Ne hayaller kurmuşuz birlikte. Sonra bir yerde koparmışız bağlarımızı. Yanlız, sonraki sene başka bir yerde birleşmiş yollarımız ve ben ona hayellerimin gerçekleştiğini yazmışım. Hem de o özlem dolu, hayal dolu sayfaların tam da arkasına. Yazılma tarihi ay olarak aynı ama seneler çok farklı. Olmak istediğim yerdeyim,, olmak istediğim mekandayım ve yaşamayı hayallediğim herşeyi yaşamaya başadım. Yaşıyorum. (“Yaşamaya başladım, yaşıyorum” daha uygun olurdu) Şimdi yeni hayaller eklendi o sayfalara. Yeni umutlar ve o umutları besleyecek dualar. Artık o kareli defterle kurmuyorum hayallerimi, o sadece yazdıklarımı saklıyor. Sadece tasdikliyor beni. Ucu bucağı olmayan o alemde yanlız başıma değilim artık. Kaç yürek çarpıyor düşüncelerimde. Beraber dalıyoruz o engin aleme. Bir sevda uğuruna birleşmiş o yürkler, tek kendileri için çarpmıyor ya sadece. Sağlam olmasına gayret ettiğimiz bir niyetle, daldık bu sonu olmayan derinliğe. Gerçi artık hayaller de geride. Çünkü o hayal perdelerini yırtan birisi var önümüzde. Diyor bize;

-”Hayal değil, (r)Rızası için yapın siz O’nun, O aldatır mı sizi hiç boş hayallerle.”

Hayal etmek mi? Yook hayır, bu kapıda buna yer yok. Bu kapıda sadece istemek var. İste.. Sen O’nun için iste. O verir sana hak ettiğince…

 

                                                                                Azize Kübra Sarı

 

(Öncelikle belirteyim ki keşfettiğin şeyler çok hoşuma gitti. Galiba tam zamanında geldi karşıma. Birilerinin nefes alabildiğini görebilmek güzel. Hele ki boğazına kadar sarıldığını hissediyorsan..

Yazında imla hatası neredeyse yok. Bu güzel. Kaliteli ve süslü cümleler kullanmaya gayret et. Bunu yaparken de aşırıya kaçma. Yazında ağır bir kafiye var. Özellikle son bölümde cümlelerin sonları hep ”e” ile bitmiş.

aleme/sadece/derinliğe/geride/diyor bize/hayallerle/iste/ettiğince

Bunlar son bölümdeki cümlelerin bitişleri. Kafiye iyidir ama fazlası zarardır. Araya gidişi yumuşatacak cümleler koyabilirsin. Paragraf koymayı ihmal etme. Arada bir nefes aldır okuyucuya. O zaman çok daha iyi olacaktır. Başarılar..

Bir de yüzümü güldürdün Allah razı olsun, seni de kendinden razı etsin…)

Şövalye’den..

Ders.

Evim toprakla aynı seviyede.(S)sadece tek basamak yüksek. Karşısında bir su deposu, fazla büyük değil.

Bir kertenkele oynaşıyor duvarında güneşle.
Onu seyrediyorum..
“Üç karayı öldürün” sözü geliyor aklıma (E)efendimizin(s.a.v.’in).
Kararsızım.Yeni çıkmış daha, bahar geldi diye.Hem tam siyah da değil,yeşil bunun rengi. Kaynağı filan sağlam mı? (A)araştırmalı bu sözü… (Nokta ve virgüllerden sonra boşluk bırakılır.)

Sonra şakalaşıyorum;elime küçük taşlar alıp ona doğru kavisli atıyorum,kaçmıyor. Ama (“)(İ)ilk fırsatta araştıracağım(“), diyorum.Bu söz, hadisi şerif mi,ve içindeki üç kara ne? … (Virgülden sonra “ve”, “ve” den sonra virgül gelmez..)

Sabahı severim,kuş cıvıltılarını,serinliği, o içimi üşüten el değmemiş oksijeni.

Her sabah namaz kıldıktan sonra, evime girmeden beş on dakika kadar sessizce dinlerim kuş seslerini…
Artık tanıyorum neredeyse seslerinden; kim, ne zaman ötecek neredeyse biliyorum.Hele bir tanesi var; çorba içerken  “(H)habiiib,habiiib” diye cezbelenen kardeşi hatırlatıyor,onu bir başka seviyorum…

Her sabah yol demek,yolculuk demek.Hani diyor ya şair,” (K)kimseler görmeden yar oy”…
“gel gizli gizli”… (Boşluk virgülden sonra değil de, tırnak işaretinden sonra bırakıldığı için işaret yanlış yere bakıyor. Çünkü nereye bitişikse o harfi benimser.. )

(P)pencereleri açıyorum iki kanat birden..
(B)bülbüller nazda, güller niyazda”,diye geliyor içime. (Neden tırnak işaretinden sonra virgül var?)
Ben oturuyorum derse,onlar şarkılarında.Havada buz gibi oksijen,odama doluyor,içimi üşütüyor, bunu seviyorum…

Diyorum, (“)ne desek az,kim bitirmiş ki biz bitirelim…
Sonlu değil ki sona varalım. Bizimkisi ancak güneşlenmek ikindi sıcağında…(K)küçük bir serinlik belki,belki küçük bir bağ(“)..
(“)Habiib, habiiib “ diyor bizimki,neşeleniyorum… (Tırnak işaretinden önce boşluk bırakılmaz. Yoksa ters tarafa bakar..)

İkindi vakti bilgisayarda oyalanırken,birisi bakıyor gibi geliyor.”Allah Allah“diyorum,dönüyorum,birde ne göreyim;evde bir kertenkele!.(H)hem de bizimki….
Uğraştırıyor beni,ne teslim oluyor,ne de çıkıyor…Neyse namaz vakti…”Kılıp geleyim sana sorarım” diyorum…

Geldiğimde battaniyelerin üstünde buluyorum.Hala bana bakıyor…Aklıma aşkını kertenkeleye kaptıran adam geliyor..Araya kaçıyor battaniyeyi alıp camdan silkeliyorum.Bu renk de değiştirebilir.(B)belki bana bilerek yeşil göründü,diyorum.Belki karaydı..

Düşüyor aşağı,hala bana bakıyor.Yok ben bu hadisi kesin araştıracağım, diyorum,camlara da artık kertenkelelik almalıyım,sineklik gibi bir şey…

Yeni bir sabah, kuşları dinliyorum. Yıkıyorlar daha yeni yaprak açmaya başlamış ağaçları.
Benimki sessiz diyorum,iç yangını gibi. (S)sizinki güzel,sanki şarkı,hem de orkestra…(D)daim çorbadasınız diyorum…

Bu gün camları açmadan ders yapacağım.Oturuyorum,odamda dünden kalma hava var. “Habiiib” diyor, silik bir ses dışarıda, kızıyorum.
Allah kuşları niçin yarattı,sadece ötmeleri için değil. Onlar bir filtre cihazı,böcekleri topluyorlar,zararlıları def ediyorlar,onlar bir kutsal mücadele içindeler.Hem güzeller,hem de
şarkıları güzel.
Ne güzel yaratmış (R)rabbül alemin.Göz zevkimizi de düşünmüş.Tüyü soyulmuş et görünüşlü kuşlar ne çirkin olurdu, diye düşünüyorum..
“Habiiib” diyor, pencere arkasından az duyulan bir sesle,ben ders yapıyorum.O hala kısık sesle“habiiiib” diyor, kızıyorum…
“Sus diyorum”,bir kertenkeleyi savamadın,bu senin görevindi.Şimdi sen dışarıda buz gibi serin oksijende şakıyorsun,ben dünden kalan havada…Senin suçun diyorum..
“Habiiiib” diyor,gülümsüyorum;bu ne biçim ders diyorum…

(M)mustafa (Ö)özdoğan.

 Not: Allah razı olsun. Çok güzel bir yazı. Sadece ufak tefek yazım hataları var o kadar.

Öncelikle;

Nokta ve virgüllerden sonra boşluk konulur,

Yazıda bir konuşma geçirilecekse tırnak içine alınıp ilk harfi büyük yazılır,

Tırnak işaretinin birincisinde önüne, ikincisinde arkasına boşluk konulur,

Noktadan sonra gelen kelimenin ilk harfi büyük yazılır..

Yazının gidişatıyla ilgili olarak da;

“Diyorum” kelimesi çok kullanılmış. Bunun dışında çok güzel. Okurken çok keyif aldım. Yazılarınızı düzeltmek bana düşmez aslında ama reddetmenin ayıp olacağını düşündüğüm için yazdım..

Bir de bu sefer düzeltmeler kırmızı değil..

İnsan Olmak

(Önce konuya giriş yap. Biz neden bahsettiğini bilmiyoruz)

    Ben yine insan olmak isterdim. Her ne kadar dağ, taş, ağaç, çiçek olup kendi halinde Allah’ı zikretmek istesem de ne olmak istediğime kara veremedim. sonunda insan olmanın en güzeli olduğunua karar verdim. Çünkü herhangi bir nesne olsaydım eninde sonunda toprak olup kaybolacaktım. Ama ben bana sonsuz nimetler veren, bu müthiş düzeni kuran, üstüne bir de bir sürü imtihan veren, kaldırmayı başaramasam da beni bu imtihanlara layık gören, bunun üstüne bir de Rasul’unün ümmetinden kılan, bütün bunlar yetmiyormuş gibi o mükemmel gerçek dostunun (İnşAllah) dostu yapan, içinde binbir alem taşıyan mucizevi ayetlerini bize sunan (Burada neden paragraf başı yaptın? Hadi yaptın diyelim neden cümleyi bitirmedin?)

    Mecunun’un Leyla’ya olan aşkını, kendi aşkına çeviren, Hallac-ı Mansur’a “Ene’l Hakk” dedirten (Neden öyle demişti ki?), (k)Kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemeyen, (g) Gizli bir hazine olup bilnmek isteyip, kendini bizlere bildiren, Efendimiz’in (s.a.v.) Uhud’da hangi dişinin kırıldığını bilmediğinden, bütün dişlerini çektiren Veysel Karani’ye o muhabbeti veren, (Neden paragraf başı? Cümleyi bitirmedin..)

    (m)Muhebbetini kendi muhabbetine üstün tutanın sıkıntı ver meşkakktlerine kafi gelen,

    (“)(b)Buyur kulum(!”) diyen, zikri ile kalplarimizi tatmin eden,

    (m)Musibetlerin sonucunda, mukafatının kapısını açan,

    (t)Tevekkül ve teslimiyeti elden bırakmayınca ateşi dahi gül bahçesine çeviren,

    Rabbime kul olmak isterdim. Çünkü ben birgün O’na kavuşacağıma inanıyorum ve bütün kalbimle istiyorum…

                                                                                                                Ayşegül AYDIN

Not: Çok güzel tespitlerin var ancak kelimelerin veya sana açılan kapıların yığılması okuyanı sıkar. Bunu için aralara bağlayıcı cümleler serpiştir. Böylece okuyan kişi de seninle aynı duyguları paylaşabilir. Çok uzun cümleler insanın okuma şevkini kırar, bir müddet sonra anlayamaz hale getirir çünkü cümlenin başını unutturur. Bu da yazıdan soğutur. Cümleyi bitir ardından yeni bir cümleye başla o zaman çok daha iyi olacaktır. Teşekkürler..  

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.