Bizim Orijinal Esra (…) :)

Esra’dan aynen aktarıyorum;

 

Essalmü Aleyküm kardeşlerim;

Dursun Ali Erzincanlı’nın Af Makamına adlı eserini dinlerken yazmak geldi içimden. “Evet! Yazmalıyım, küçük de olsa bunu paylaşmalıyım” dedim.

Bir cuma akşamı yatsı namazını kıldıktan sonra Adıyaman’ın Menzil köyüne (Sevgilinin diyarına) kafile ile gitmek için düştük yollara. Oraya tabiri caizse, dünyadan nefisten, günahlardan yorulmuş tövbe etmek isteyen niyetlerle kalpler gidiyordu. Yürekler kor kor yanıyordu. “Ben manevi hastalıklarımdan kurtulmaya gidiyorum” diyen gözler vardı.

   Af Makamına adlı cd’yi de yeni aldığım için yanımda getirmiştim. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru, önde erkeklerin olması hasebiyle küçük bir müzekkerle (yani erkekle çocukla) arka taraftan ön tarafa gönderdik açmaları için cd’yi.  (Amma cd’yniş diyeceksiniz ama öyle hazırlanmış kalpler için inanılmaz güzel birşey oluyor. Dinlemenizi tavsiye ederim.)

   Çalmaya başladıktan bir şiir sonra hıçkırık sesleri geliyordu. Otobüsün ışıkları sönmüş, sadece ayın ve yıldızların ışığı yansıyordu. Teheccüd vakti idi. Sallamıyorum herkes ağlıyordu.

  ”Tamam” dedim. “Gökyüzü muazzam, otobüsün içine rahmet sağnak sağnak yağıyor. Bu gece kesin gök kapıları açılacak, uçacağız. Keramet olacak!” dedim..

   Allah beni iyi etsin! Ne haddime bunları düşünmek! Ya varya insanoğlu işte, illa ki somut birşeyler görmek istiyor. “Zaten Allahu Teala bir kuluna kendi dostunun yolunu nasib etmis ise, gönüllerimize o aşkı o muhabbeti vermiş ise, en başında müslüman olarak, müslüman bir ortamda biz acizlere ismi Celilesini dilimize kalbimize vermiş koymuş ise en büyük mucize, en büyük lutuf değil mi?” dedim.

“Değil mi ey şeşkın Esra?”.. Allah bakan gözlere görmeyi nasib etsin…

                                                                                                         Esra Güney

(Not; Ufak düzeltmeler dışında tamamen Orijinal Esra’ya aittir…)

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.