Bir zamanlar içinde yaşadığım tamamıyla fantastik dünyanın suyuyla yaktığım bir gaz lambam vardı. Onu bana bir dostum vermişti..
O gaz lambasından çıkan is ve koku beni büyüler, uykusuz gecelerimde beni farklı dünyalara, ışığında okuduğum masallara götürürdü. İçinde yaktığım malzeme hüzünlerim, sevinçlerim, hayallerim ve çoğu zaman göz yaşlarımdı. O gaz lambası şu garip dünyada bana tek sırdaş, konuşmadan ve kızarıp utanmadan, hata olacağını düşünmeden konuşabildiğim tek arkadaşımdı.
Evet geçmiş zaman kullanıyorum çünkü büyük bir sarsıntıda gaz lambası büyük bir parçasını, ciğerparesini, saçtığı ateşi ehilleştirip zararsız, sakin ve hatta faydali bir şey haline getiren cam muhafazasını kaybetti..
Gaz lambası artık ne fantastik kitapların ışık kaynağı, ne seccade başında dökülen göz yaşlarına şahit ne de benim bitmek bilmeyen ve her saniye değişen ruh halime ortak olamayacaktı.
Ben herşey için yaptığım gibi, buna da sessiz kalmıştım. İçimdeki derviş ruhu bunu yapmamı istiyordu. Öyle ya konuştukça batıyordu insan..
Dilin sessiz kalması hiçbir zaman susmak değildi elbet. Susmak çoğu zaman aslında bağırmaktı. Kendinle olan savaşta, savaş meydanın ortasına düşen bir ateş topuydu, Hamza gibi şehit edilmekti..
Ama insan bittim dediğinde bitmiyormuş aslında. Daha fazla suyum çıkmaz dediğinde, daha ne kadar suyu olduğunu ispatlarcasına sıkılıyormuş. En büyük yarayı aldığını sandığında, daha büyüğüne hazırlandığının farkında değilmiş meğer..
Gaz lambası muhafazasını kaybettiğinde çok acımış mıydı canı acaba? Kırılan muhafaza çok kanamış mıydı? Ya onu armağan eden dostun canı? Oysa ben sadık dostumun kırıklarını görmeden süpürülmüştü bile..
Onu kıran şey bir el veya bir hata değil belki de içlerde yaşanan isyanın ve hüznün sarsıntısıydı. Kime kızılırdı ki şimdi? Elbette çok çetin süren bu savaşın ortasında, ateş topu da sineye çekilmeliydi. Savaş büyük ve onurluydu. Tebük’ten bile büyük bir savaştı neticede. Ganimeti de o denli büyük olacaktı.
–
O günler geçti. Gaz lambası yanlız kaldı, bense sırdaşsız..
Şimdi yeni bir gaz lambam var..
Hem de aynı dostun gönlünden çıkıp gelen..
Artık fantastik bir dünyam ve gerçekleşeceğine inandığım hayallerim yok. Ama gözlerimin söyleyeceği çok şey var..


Lâ demiş ki,
Temmuz 27, 2011 9:57 pm
bu yazı kime ait?
alvarak demiş ki,
Ağustos 3, 2011 8:53 pm
Kadiye Uğurlu’ya.