
VASİYET
(paragraf başı)Elime almama sebep, görür görmez iç dünyamdaki karmaşayı yansıtan kapağıdır… Bir kitabı sırf kapağının büyüsü okunmaya değer kılabildiği gibi Benim kitabımda ‘okumayı çok istediğin eserin kapağında iticilik ve basitlik varsa görmezden gel
’ diye bir kural var.
Her satırında varlığını hissettiren ve konusu ile bağlantılı VASİYET başlığı tam bir karanlık gölet üstüne yazılmış. Açıkçası çok manidar…
“Her yazar karakterlerine kendinden bir şeyler katar.” sözü doğruysa eğer; yazarın isminin yazıldığı kapağın üst kısmı ( ağaçlık arasındaki beyaz malikâne, mavi suların vurduğu koyu kayalık ve dingin deniz) “Aslında kırılganlığını herkesten köşe – bucak saklayan” kahramanımız Bayan Daisy KEANE’nin kendisini yansıtmış. Kitabı okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.
Arka kapağındaki yazılar elime aldığım bu kitabı yerine koymam için iyi bir nedendi. Aslında içeriğiyle alakalı, diğer alışıldık polisiyelerden farklı, konusuna hâkim ve dikkat çekici sözler konulabilirdi.
“Sırlarla dolanmış romantik bir macera” (Püfff)
Hiç de değil. Tamam, sırlı özellikle de Bob Hardwick’in unutamadığı ilk aşkı ROSELİA ALANZO YBARRA’yı da şüpheliler listesine alması çok şaşırtıcı. Tamam, çok romantik ama kesinlikle macerası hiç romantik değil.
Kitabın gelişme ve sonuç bölümünde can çekişiyor olabilirsiniz
ama sırf giriş bölümü için okunmaya değer. Bu kitabı bir arkadaşım için okumaya başlamıştım. Beğenmezsem bu sınav yoğunluğu arasında okumayacaktı. Giriş bölümünde her sayfayı çevirişimde dostumu arayıp “bu kitap süper kesinlikle okumalısın” demek için sabırsızlandım.
Giriş; mezarlıkta patronunu (Sör Robert Hardwick) son yolculuğuna uğurlayan sadık sekreter Daisy Keane’nin dilinden çok sıcak, samimi, eğlenceli, akıcı ve renkli bir tarzla yazılmış. Daisy patronu ile tanışma anını anlatırken siz her an gülme krizine tutulabilirsiniz.
Patronuyla ve kendisiyle dalga geçişi, tanışma anısı, Bob’un sekreterine alaycı ama saygı çerçevesinde sataşması bir harika.
Dışa dönük korkuları olduğu halde iç dünyalarında güvenebilecekleri en iyi dostlarını seçtiklerine emin oldukları için olsa gerek, karşısındakinden zarar görmeyeceğini bilerek sırtlarını birbirilerine dayamaları çok hoş. İnsan giriş bölümünü okuduğunda yükseğe hırsla çıkmaktan vazgeçip iyi bir dost arayası geliyor…..
Ancak iş dedektiflik ile başlayan macera sayfalarına gelince beni dinleyin ve sakın okumayın. Ben size neler olduğunu anlatırım.
BAKIN KİTABIN ÖZETİ
Yükselme hırsıyla epey zengin olan Bob Hardwick, zamanında birkaç kişinin canını yakmıştır. Bir gün isimsiz telefonlar devam edince kimsenin bilmediği dostu ve çalışanı Montana’ya
- Deisy’e yazdığı mektup (üzerinde ŞİMDİ AÇ)
- Katili olabileceklerin listesi
- Geniş detaylı bir tuzak olan yat gezisi planı (AÇMAK İÇİN UYGUN ZAMANI BEKLE) ve
- Vasiyetini (AÇMA) yazısı bulunan üç zarf verir.
Daisy’e verilen mektup Bob’un “ Umarım bir gün bu mektubu okumak zorunda kalmazsın, çünkü o gün benim bu dünyadan göçtüğüm gündür. Eğer ölümüm doğal sebeplerden olmadıysa, yani kendi evimde, yanı başımda sen olmadan ölürsem bil ki bir cinayete kurban gitmişimdir.” Sözüyle başlar.
Devamında da şüphelilerin listesi, montananın kendisi için ne kadar güvenilir bir dost olduğu, Montana’ya bu serüvende güvenebileceği, şüpheliler arasından katilin bulunması için bir yat turu planı ve yat turunun sonunda okunacak vasiyetten bahsedilmiştir. Kitap da aynen mektuptaki gibi gelişmelerle sonlanmıştır.
Tahmin edeceğiniz gibi Daisy ve Monthana başlarda düşman, sonralarında yakın birer dost olacaklardır. Romantiklik sırasına koymak gerekirse Bob ve sekreterden sonra ikinci sırada…
İLYADA Yayıncılık
Bu kitabın gelişme ve sonuç bölümünü sıkıcı yapan ne bir Rus edebiyatı gibi tasvirlerle dolu oluşu, ne de pembe dizilerdeki gibi elindeki bardağı üç bölüm sonrasında bırakmaları.
Bu kitabın yorucu kısmı şu ki; yazar önce zanlıların isimlerini bir liste halinde vermiş. Sonra her birini kişisel başlıklar altında tanıtıp Bob ile bağlantı ve kopuşlarını anlatmış (her birinden birer roman çıkar). Yat turu için hazırlanan davetiyelerin verilirken mektuba verilen tepkiden( ki bu polisiye bir romanda katilin bulunabilmesi için önemli bir mimik içerir) bahsetmiş. Mektubu aldıktan sonra her birinin yine uzuuun uzadıya Daisy’e telefon açıp kabul veya redlerini söylerken hangi ses tonunu kullandıkları hangi cümleleri kullandıklarına yoğunlaşmış. Ayrıca her birinin yat için hazırlanmaları, yine her birinin yata girerkenki tavırları… Tamamen bu polisiye romanının bitmek bilmeyen bir özetle, detaylı dedektif nezaretinde tanıtılan ve yatta, malikânede, sağda – solda her an karşınıza çıkan zanlılar bu kitabın gereksiz bir ayrıntısı.
Aslında bir okuyucu olarak yazarımız bu kadar kafa yormasaydı da ben zevkle okurdum. Konusu zaten yeteri kadar alımlı…
Kısacası Sanki birisi Elizabeth Adler’e “(H)hadi Agatha Cristia’nın yapmak istemediğini sen yap ve mantıken olması gerektiği gibi düzenli kalıpta bir polisiye eser yaz” diye gaz vermiş o da bu işi biraz abartmış.
Çeviren: Deniz GÜRELER
Olasılıksızda imla hatası rekoru kıran biri olarak bu kitaptaki hatalardan bahsetmeye yüzüm yok.
Hocam’a Not: Eleştirilerimin tekdüze olduğunu düşünebilirsiniz benim gibi
E biraz zamana ihtiyacım var geliştirmeye çalışıyorum. Özet anlayışımı yadırgamayın sizi düşünmüştüm aslında.
Hocam’a özür dileyerek ikinci bir not: Hocam kelimesi özel isim değil ama sahibi için ayraç koydum…
Nurulhüda DURAN
Not: Yazım hataları neredeyse sıfıra düşmüş. Tebrikler Nurşen! Yine çok büyük bir keyifle okudum yazını. Kendine has bir uslûbun var. Bu seni güzel yerlere getirecek gibi görünüyor. Ancak bu kitap seni Olasılıksız kadar etkileyememiş sanki.
Bir sonraki yazından sonra “Devamını getir” bölümüne yazabileceksin. Orada da çok başarılı olacağına eminim. Rabbim başarılarının devamını nasip etsin..